Dernek takip programı ücretsiz

Kullanımı mümkün olduğunca basit olması bizim için ilk öncelik iken, Zamanla kullanıcıların istekleri doğrultusunda detaylı bir sistem haline geldi. Sizlerin beklentileriniz doğrultusunda sürekli güncellenen programımız, Ücretsiz olmasına karşın, Çağrı merkezimiz aracılığı ile teknik destekte sağlamaktadır. Bu Destekte ücretsizdir. Firmamız bir çok sektörde ücretsiz , yazılım hizmeti sunmaktadır.

Bu yazılımları ücretsiz yapmaktaki amacımız öncelikle reklamımızı yapmak, ismimizi duyurmak ve toplumsal fayda sağlayan projelerde yer almaktır. İkinci planda ise sistemde bulunan sms kullanımları zorunlu olmamak ile beraber Kullanılmak istendiğinde ücrete tabidir. Sistem sms kullanılmadan düzgün olarak çalışmaktadır. Sadece dönemsel bilgilendirmeler ve duyuruları sms kanalı ile yapmak istediğinizde ücrete tabidir. Firmamız Btk'dan lisanslı olup, aracısız işlem yaptığınız için sms fiyatlarımızda çok uygundur.

Üye olmak için izlemeniz gereken adımlar aşağıda resim ile anlatılmıştır. Lütfen kayıt olurken Cep telefonunuz doğru giriniz. Belediyelerin toplama kamplarına giren sağlıklı hayvan, şanslı ise ölmüyor ama hasta olarak bu toplama kamplarında çıkıyor. Belediyeler, tedavilerini asla karşılamak istemedikleri hayvanları gönüllülere teslim etmemek için büyük bir direnç gösteriyor. Kendi aciziyetlerini, gönüllüler üzerinde üstünlük, hâkimiyet kurmaya çalışarak kapatmak istiyorlar maalesef. Bu tablo, hayvanları koruma ve hayvan hakları alanlarında çalışan sivil toplumun özeti aslında.

Tedavi, pansiyon, ameliyat gibi binlerce lira tutan giderleri, etkin bir iletişim, bağış stratejisi kurmadan karşılamak mümkün değil. Bu yüzden bizim alanda çalışan kuruluşların, bu stratejileri belirleyerek hareket etmesi ve gönüllü kadrolarını genişletmesi gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarımızın kapasitelerini güçlendirmemiz şart. Hukukî danışmanlık alamadıkları için, örneğin herhangi bir konuda ya da hak ihlâline karşı yaptıkları suç duyurusu takipsizlikle sonuçlandığında ne yapacaklarını, nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini bilmiyorlar.

Hayvanları kurtarmanın yoğun temposu içerisinde, bu tip başvurular takip dahi edilemiyor.

Yine aynı kapıya çıkıyoruz, kapasitelerimizi geliştirmek… Çoğu STÖ, nereden, ne şekilde faydalanacağını; kime, nasıl danışması gerektiğini bilmiyor. Verdiğimiz mücadeleyi önemsiyorsak artık bunları öğrenmemiz gerekiyor. Birbirimizin deneyimlerinden faydalanmak zorundayız. Hayvan hakları mücadelesi verenler olarak, hak ihlâlleriyle mücadele etmenin yanında, kendi gündemimizi de belirlemeli, oluşturabilmeliyiz. Burak Özgüner: Kamu, sivil toplum ile işbirliği ve iletişime açık olmalı.

Şu anda kamu-STK ilişkileri arasında koca bir uçurum var. Ama destekten çok, köstek olarak karşımıza çıkıyor kamu. Hayvan hakları ihlâllerinin çoğu, denetimsizlik, keyfiyet ve cezasızlıktan kaynaklanıyor. Bunların ortadan kalkması için sivil toplumun denetim görevini yerine getirmesi şart. Kamu, sivil toplum ile barışmak için bir adım atmalı. Bu, her iki tarafın menfaatine sonuçlanır.

Vakfımızın kuruluş amacı; dezavantajlı birey sınıfında yer alan engelli bireylerin topluma kazandırılması ve eşit vatandaşlık haklarından yararlanmasına katkı sağlamak için çalışmalarda bulunmaktır. Engelli istihdam süreçlerini yürüterek yaklaşık engelli bireyin istihdamına destek sağlamıştır.

Önümüzdeki günlerde Makedonya Bakanlığının şube için bir yer tahsis etmesi ile Makedonya şubemizi açacağız. Bu ziyaretlerimiz sonucunda iki ülkede uygulanan sistemi inceleme fırsatımız olmuştur. Önümüzdeki günlerde Antalya ilinde pilot bir uygulama ile bu işyeri örneğini gerçekleştirmeyi düşünmekteyiz.

Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı, yeni dönemi için yaptığı sivil toplum danışma toplantılarında ortaya çıkan ihtiyaçlara göre, dönemi boyunca Sivil Düşün desteklerinden sayısal ve oransal olarak daha az faydalanmış olan bölge, STÖ ve çalışma alanlarını öncelikli olarak desteklemeyi hedefledi.

Sendikalar başlığında, işçi, işveren ve kamu sendikalarının üye politikalarının geliştirilmesi, sendikalaşma konusunda toplumu bilgilendirmesi, sektörel araştırmaların yapılması, kayıt dışı istihdamın azaltılması, işyeri ve çalışan güvenliğinin artırılması, vb. Sendika grevlerine, 1 Mayıslara işçi olmadan o heyecanla koşuyorduk. Sendikal yaşama yüzde doksan erkeklerin oyuyla önce temsilci sonra da başkan seçildim.

Erkeklerden daha çok çalışan kadınların haklarını savundum. Bu benim bilinçli tercihimden çok, bana kendiliğinden yüklenen bir görev, daha doğrusu sorumluluk oldu, bundan mutluyum. Sendikacılıkla yetinmeyerek sorunları köşe yazıları yazarak kamuoyu ile paylaştım. Sendika temsilcisi olduktan sonra, çalışan kadınların haklarına karşı gösterdiğim duyarlılık, adımın sendika ve kadınlarla birlikte anılmasına da neden oldu. Sendikal yaşamda kadınları öncelemem erkeklerden de onay aldı. Kadın sendikacı olarak özverili çabalarım, çalışmalarım, uluslararası alanlarda ülkemi temsilim Avrupa ülkelerinde de fark edildi.

O yıllarda 1 Mayıs henüz ülkemizde yasal bayram olarak kabul edilmemişti 1 Mayıs Bilim insanlarını, uzmanları dinlediğim sendikal eğitimler sırasında, gün geldi öğrenci oldum. Emek hareketini, çalışma yaşamını, kadın haklarını anlattığım eğitimlerde, üniversitelerde ise gün geldi öğretmen oldum. Türkiye eski ve köklü bir sendikal geleneğe sahip bir ülkedir. İlk işçi örgütlenmeleri Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarıyla birlikte sendikal yapılar da var ancak o günlerin savaş koşulları nedeniyle bunlar yasal kabul edilmiyor. Yasal olarak sendikaların kurulması, tüm dünyada 2.

Dünya Savaşının ardından başlayan demokratikleşme süreciyle birlikte oluyor. Ancak henüz grev ve toplu sözleşme hakkı yok. Bu hak Anayasası ile tanınıyor. Bundan sonra yapılan anayasa ve çıkarılan yasalarla sendikal hak ve özgürlükler ciddi bir biçimde budanıyor, hak arama yolları kısıtlanıyor. Bizim kuşak sendikal uğraşa darbe anayasası ile başladı. Sendikacı büyüklerimiz bize bu yasalarla sendikalarda ancak bekçilik yapılır onu da onurlu yapın dediler.

Örgütlenme olanakları çok kısıtlı ve örgütlenme önündeki engellerin kaldırılması için mücadele ediliyor. Sendikalara üye olmak demek işten atılmakla eşdeğerdir. Beyaz yakalılar, mavi yakalılar, evde çalışan yakasızlar bir de metal yakalılar geliyor. Özellikle son 15 yılda, AKP hükümetinin baskıcı politikaları sonucunda sendikalar tam anlamıyla sinmiş durumdalar. Sendikalar hak ve özgürlükleri geliştirmek bir yana mevcudu korumanın yollarını arar hale geldiler.

Son 15 yılda ülkede en önemli grevler Bakanlar Kurulu tarafından erteleniyor. Hiç alakası olmayan konularda bile ulusal güvenlik bahane ediliyor. Kamuda çalışan beyaz yakalıların örgütlü olduğu sendikalar ise tam anlamıyla hükümetin ya da iktidar partisinin yan kuruluşu gibi davranıyor. Hükümetin işçi sınıfı aleyhine getirmek istediği düzenlemelere bile destek veriyorlar. Bu noktada, sendikal harekete eleştiriler yapmak gerekli.

Profesyonel Dernek Yönetim Sistemi İndir - Gezginler

Sendikal hareket böylesi bir dönemde birlikte davranmak, örgütsüz emekçileri örgütlemek ve daha da güçlenmek yerine birbirlerinin işyerlerine saldırmak gibi son derece yanlış bir tutum içindeler. Tepkisini iktidara ve onun yanlış uygulamalarına topyekûn olarak yöneltemeyen sendikalar, adeta hınçlarını birbirlerinden almak istiyorlar.

Aynı konfederasyon çatısı altındaki sendikalar bile birbirleriyle uğraşıyor. Bir başka eleştiri konusu ise, sendikacıların yaşam biçimlerine ilişkindir. Sendikacılar sık sık basına malzeme olarak çalışanlar nezdinde itibar kaybediyorlar. Bu da sendikaları güçsüzleştiren önemli unsurlardan biridir. Kadınların sendikalarındaki varlığını yeterli görmüyor ve çok üzülüyorum.

Kadından emeği temsil eden biri olarak ödül aldığımda sorumluluğumun ne denli büyük olduğunu gördüm.

Türkiye'nin memur portalı

Öyle bir süreçten geçiyorduk ki hem sendikayı hem de toplumsal yaşamdaki kadını anlatmak konumundaydım. Yılların emek temsilcisi olarak sendikal mücadelede gördüm ki, Çünkü iletişim devriminin yapıldığı dünyada ülkemizin çalışan kadınını şöyle tanımlamak isterim: İki işverenli, ev — iş iki mesaili, ev-iş dört vardiyalı ev, eş, çocuk, iş sonuçta ağır bir işçi. Bir de örgütsüzse yorgun ve mutsuzdur.

Çalışan kadın örgütü sendikaya kayıtlı değil aktif üye olursa, yönetim organlarında yer alırsa, sendikası ile bütünleşirse vardiya sayıları azalır. Hangi konumda olursanız olun, hep birlikte toplumsal muhalefete önderlik edin, gelin bir seferberlik başlatalım. Kadına karşı şiddeti, ayrımcılığı, istismarı, örgütlenmenin önündeki engelleri bu topraklardan söküp atalım.

Çünkü biliyoruz ki bir kadın gittiğinde evin ışığı söner, yaşamın rengi gider, dostluk gider, insanlık gider, örgütlenme yok olur, gelecek gider. Bir kadın geldiğinde; yaşama renk gelir, aydınlık gelir, özgürlük gelir, değişim ve dönüşüm gerçekleşir. Demokrasi yaşam biçimi olur. Sendikalar erkek görünümlü örgütler olsa da iki konfederasyon başkanı kadının varlığı gelecek açısından oldukça umut vericidir.

https://renalraduvi.ml İşçi ve kamu çalışanları sendikalarında kadın başkan ve yöneticilerin varlığından söz edebiliriz. Ayrıca işçi sendikaların üst örgütlerinde ve üye sendikaların tüzüklerinde kadın kotası henüz yer almıyor. Kadına yönelik her türlü haksızlığa direnmeliyiz. Kadının emeğinin, bedeninin, kimliğinin sömürülmesinin kökünü kurutmak için örgütlerimizi; ikinci adresimiz seçmeliyiz. Kadın ve sendikal mücadele yaşamsaldır. Sendikalı olursak, istihdam politikaları yapılırken; kadınlar sessiz yedekler olarak adlandırılamaz, işe en son alınan, en önce çıkarılan, anneliği cezalandırılan, dört vardiyalı emekçiler olmazlar.

Unutmayalım örgütlü olmak mutluluktur. Sendikal yaşama bir ömür adayan biri olarak diyorum ki; bir kelebek kadar ömrüm olsa örgütlü yapılarda tüketirim! Bir yaşam adadığım sendikacılığımı aktif olarak noktalasam da bir sendikacı olarak; yaşadığım sürece en yakın izleyicileri olacak, çağrı aldığım konferanslara gidecek ve yazılarımla bu dünyanın içinde olduğumu göstereceğim. Uluslararası toplantı ve kongrelere üyesi olduğu konfederasyonun genel kuruluna delege olarak katılıp hem seçiyor hem de seçiliyor. Sendikamız UNI ailesinin dünyadaki üye sendikalarından biridir.

Genel Başkanımız UNI icra kurulu üyesidir. Dünyanın hangi ülkesinde toplantıya karar verilmişse delegasyon olarak her sendika katılır ve iş kolunun sorunlarını tartışır. Gelecek için yol haritası çizer. Eylem kararları alınır, dayanışma gösterilir.

Hursoft Üye ve Dernek Takip Programı 1.01

Sendikaların, kadınların, genç işçilerin örgütlenmeleri her defasında gözden geçirilir. Uzun süren grevlerle dayanışma gösterilir. Türkiye işçi ve kamu çalışanları örgütleri Avrupa ailesinin içinde konfederasyonların üyesi olarak Avrupa ağlarına istediği an ulaşabilir. İki etkinlik de kadın çalışanlara yönelikti. Oldukça verimli sonuçlarına tanık oldum. Kadınların sendikal dünyaya ilgi duymasına, sorunların benzerlikler taşımasına, birlikte çözüm üretilmesine, en önemlisi de kadınların bu eğitim sonrası sendikacı olma istekleri ve aday olmalarına eğitimler katkı sağladı.

Sendikal örgütler ülkemizde kurumsal kimlikleri oturmuş, güçlü örgütlenmelerdir. Sendikalar değişimin ve dönüşümün dinamikleri olmak mücadelesinde yol almak istiyorsa, Avrupa ile var olan örgütlü birlikteliğini güncellemeli, sorunların çözümünde birlikte yol almalı, dayanışma içinde olmalıdır. Avrupa sendikal hareketi de yeni küresel dünya karşısında büyük sorunlar yaşıyor. Sorunlar örgütlü yapılarla çözülür. Sendikal dünyayı öncelemeniz gelecek açısında umut olabilir. Geleceğin umut örgütleri sivil toplum örgütleridir.

Tüm Emekliler Sendikası DİSK Emekli-Sen , SivilDüşün desteğiyle şube ve temsilcilik yönetimlerine yönelik emeklilik sorunları, sendikal hareketin genel sıkıntıları, sağlık ve sosyal güvenlikte yaşanan dönüşüm gibi konuları içeren farkındalık eğitimleri düzenledi. Bundan sonraki hedefimiz yaş itibariyle sağlık problemleri artmış olan sendikamız üyesi emeklilerin, yaşlılık hastalıklarından korunma ve sağlıklı yaşlanma konularında bilgilenmelerini sağlamaktır. Sivil düşümüz, tüm toplumsal katman ve farklılıkların kendilerini ifade ettikleri, hak temelli örgütlenmeler bünyesinde örgütlü oldukları eksiksiz bir demokrasinin yaşama geçirilmesidir.

Aktivizmi, tek düze monoton bir hayatı reddetmek ve yaşama dair kararlarda söz sahibi olmak için çalışmak olarak görüyoruz. Türkiye, hak temelli çalışmaların geç başladığı ve henüz yeterli düzeye ulaşmadığı bir ülke olmasının yanı sıra sivil örgütlenme gibi görünen yapılanmalarla, yönetimde bulunan iktidarın siyasi düşüncesine göre kendini iktidarının dediklerini yapmakla mükellef gören ve ikbalini iktidara bağlamış olup, iktidarlar tarafından kollanarak, bu hakkın kullanımını etkisizleştirmektedir. HakÇetelesi kampanyası için sivil toplum örgütlerinin çalışmalarını yakından tanımaya devam ediyoruz.

Bu hafta, hem akademi hem de sivil toplum alanındaki deneyimiyle yeni bir proje oluşturan İnsan Hakları Okulu İHO ile konuştuk. Temelde uzaktan eğitim kullanılarak yürütülecek ücretsiz insan hakları atölyeleri diyebiliriz. Tamamen gönüllülük esaslı, gelişen teknik olanakları kullanan, herhangi bir kredi veya diploma söz konusu olmayan, katılımcıların meraklarına ve kendi öz öğrenme disiplinlerine dayanan farklı bir akademik alandan bahsediyoruz.

Ortaya çıkışının da iki temel dinamiği var. Fakat atölye yürütücüleri sadece bu çekirdek kadrodan gelmiyorlar. Uzun dönemdir hak savunuculuğu alanında emek sarf eden insan hakları savunucuları ve farklı üniversitelerden ihraç insan hakları üzerine çalışan akademisyenler de yine kendi alanlarında atölyeler yürütecekler. Her sene 6 haftalık dört dönem üzerinden farklı atölyeler katılımcılara açılacak. Ocak ayından itibaren başvuru çağrısına çıkacağız.

İHO üniversite veya benzeri bir eğitim alanı değil, yetişkinlerin kendi arzularıyla kendilerini geliştirebilecekleri, kendi zamanlamalarını kendilerinin yapabilecekleri ve öğrenme süreçlerini asıl olarak kendilerinin planlayacakları serbest bir öğrenim alanı. Atölye yürütücüleri katılımcılar için aslında bir konuda kendilerini geliştirmelerini sağlayacak kolaylaştırıcılar. Ayrıca yaz okulu planlarımız var. Müge Sözen, İstanbul, Metis Yayınları, Costas Douzinas, İnsan Hakları ve İmparatorluk, çev. İnsan Hakları Okulu atölye yürütücülerini yakından tanımak için tıklayınız.

Cultheater- Kültür ve Tiyatro Araştırmaları Derneği, yılından beri kültür-sanat alanında hak temelli yaklaşımla çalışmalar yürütüyor, performans sanatlarının sivil alana katkılarını araştırıyor ve çeşitli eğitim programları dizayn ediyor. Dernek adına Dila Okuş ile yaptığımız SivilPortreler röportajını aşağıda bulabilirsiniz:. Proje kapsamında Almanya, Mut Theater öğrencileri ile Cultheater gönüllüleri ve tiyatro eğitimi alan gençler bir araya gelerek bir hafta boyunca tiyatro çalışmasını merkeze alan bir kültürel eğitim programının neleri kapsayabileceği üzerine tartıştılar, deneyimli tiyatro uygulayıcıları rehberliğinde eğitim modülleri geliştirdiler.

Kerem Karaboğa ve Dr. Nilgün Firidinoğlu projenin danışmanlığını üstlendiler. Proje katılımcılarının bir hafta boyunca gerçekleştirdikleri çalışmaları ve yürüttükleri tartışmaları detaylı bir şekilde anlatan bir rapor hazırlandı. Rapora çok kısa bir süre içinde www. Raporun yanı sıra yapılan çalışmaların katılımcılar üzerinde yarattığı etkiyi anlatan kısa bir film hazırladık. Bu filme de derneğin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz. Bu proje, kültürel eğitim alanında yürütmeyi planladığımız çalışmaların ilk aşamasını oluşturdu.

Proje ortağımız ile bu projeyi yeni katılımcılarla ve içeriğini geliştirerek bahar aylarında tekrarlamak gibi bir isteğimiz var. Cultheater olarak kültür-sanat faaliyetlerine erişimin hak temelli bir yaklaşım ile ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Son derece ilham verici modellerle karşılaştık ve kendi çalışmalarımızın organizasyonlarında öğrendiğimiz yeni yöntemler ışığında güncellemelere gittik.

Yönetim ve İletişim Çözümlerimizi Keşfedin

Yaptığımız ziyaretin ardından yaz döneminde birlikte çalıştık ve Ekim ayında bu projeyi gerçekleştirdik. Bu tür projeleri gerçekleştirmek için ortak kurum ile yüz yüze tanışmak, birbirinizin beklentisini, çalışma alanı önceliklerini, hedef grupları tanımak açısından son derece önemli oluyor. Eğer Sivil Düşün bize bu desteği vermeseydi ve bu ziyareti yapmasaydık bu projeyi gerçekleştiremezdik.

Uluslararası değişimler, sanat profesyoneli adaylarının yurt dışındaki pratikleri görmesi, kültürel alana hak temelli bir yaklaşımın oturtulması için son derece önemli. Tiyatro profesyoneli adayı gençlerin yürüttükleri sanatsal faaliyete hak temelli bir yaklaşım geliştirmelerini teşvik ediyoruz. Son olarak tiyatro faaliyetinin uygulama aşamasının da uygulayıcılar için önemli bir öğrenme süreci olduğuna inanıyoruz.

Bu anlamda dernek gönüllüleri sene boyunca tiyatro prodüksiyonları hazırlıyorlar ve bu süreçlerde de birlikte üretme imkanlarını keşfetme, üretim alanının sınırlarını genişletme imkânı buluyorlar. Gerçekleşen atölyeler ile ilgili detaylı bilgiye web sitemizden ulaşabilirsiniz. Cultheater olarak yaptığımız her çalışmada kültürel alana erişimin bir lüks değil, temel bir hak olduğu vurgusu ile yola çıkıyoruz. Kültür-sanat alanı bir şekilde hak temelli faaliyetler içinde hep arka planda kalıyor. Bunu sanat alanında yapılacak çalışmalara verilen desteklerin yüzde olarak azlığından anlayabiliriz.

Bu konuda yapılması gereken ilk şey kültürel alana yaklaşımın değiştirilmesi. Bunun için de yapılan çalışmaların yarattığı etkinin görünür kılınması çok önemli. Kültür ve sanat alanında çalışan kurumlara düşen görev bu. Ayrıca çalışmaların niceliksel etki alanının yanında, niteliksel olarak güçlü kurgulanması yaratılan etki anlamında çok önemli. Kültür ve sanat alanında çalışma yaparken mutlaka uzmanlar ile birlikte çalışmak gerekiyor.

BenceAktivizm kişilerin, çalıştıkları alanı toplumsal fayda sağlama perspektifi ile ele almaları ve etraflarındaki insanların da bu yaklaşımı benimsemeleri için çalışma yürütmeleridir. Eğitimi ağ oluşturma ve uzman desteği yönünden değerlendirebilir misiniz?

admin